Uyan Supermen!! Uçacaksın Daha…

//Uyan Supermen!! Uçacaksın Daha…

Uyan Supermen!! Uçacaksın Daha…

Araba kullanmayı çok severim. Trafiğin içinde beklediğimiz, iki dakikalık yolu yarım saatlik sürede gittiğimiz yolculuklardan bahsetmiyorum elbette.

Şöyle trafiksiz, uzun süre gidebileceğim yolculuklar bana hep keyif vermiştir. Hele bir de kahve bulmuşsam yol kenarı dinlenme tesisinden, benim için tam bir terapi yolculuğu başlamış olur.

Gün içinde yaşadıklarım, insanların verdiği tepkiler, mikro mimik ifadeleri, konuşmaların içerikleri, kendi duygularım, gelecek planlarım  sürekli döner kafamın içinde.

Bu yüzden ne zaman önemli bir karar aşamasında olsam, alır kahvemi çıkarım terapi yolculuğuma…

Yazacaklarım, bir süre önce bir arkadaşımla görüşmemden arabam ile dönerken geçti aklımdan.

Belki de yapmış olduğumuz görüşmenin etkisi kalmıştı bende.

“Yorgunum “diye başlamıştı söze arkadaşım.

İstediği gibi gitmiyordu hiçbir şey. İş yerinde sıkıntılarının çok fazla olduğundan, sürekli olarak işe uygun olmadığından, severek yapmadığından, yeteneklerinin sürekli sorgulandığından dert yanmıştı.

Mutsuzdu!!

“Eee o zaman bırak” cevabından sonra, açtı cep telefonun banka uygulamasını ve borç hanesini gösterdi. Ev kredisi, kredi kartı borcu, elektrik faturası …

“Bırakalım da, nasıl ödenecek bunlar?”

“Peki!!! sen daha ne kadar katlanacaksın bu duruma?”

—————————————————

Kimse de sormuyor ki kendine “Ne İşim Var Benim Burada?”

Hayattan keyif alan insanların ortak özelliğinin tutkuları peşinden koşan insanlar olduğunu gözlemledim. Yani para kazandıkları iş, onlar için bir meslek değil daha çok bir yaşam amacı.

Bu açıdan bakarsak;

Yıllarını o işe vermiş olan müdürünün yeni proje hakkında konuşurken, hala neden o kadar fazla heyecan duyduğunu anlamak daha kolay olabilir.

Veya mahalle bakkalının, yeni getirdiği ürünleri sanki kendi üretmiş gibi sürekli anlatmasının sebebi bu olabilir.

Eğer buldu iseniz yaşam amacınızı, ne mutlu size sakın kaybetmeyin!!!!!

Çünkü yazının bundan sonrası hala arayış içinde olanlara…

Şikayetçi olanların hemen hemen hepsi; “aman bir sağlam bordolu iş bulayım da”,”özel sağlık sigortası da olsun”, “hele bir de şirket aracı olursa tam benlik” diyip yola çıkanlar.

Tabi bir süre sonra yaptıkları işi, sadece “sağlanan imkanlar”  veya “verilen maaş” olarak yorumladıkları için sürekli “isyannn!!! “  modunda ortalıkta dolaşmaya başlıyorlar.

Yolun başında aslında biraz zaman ayırabilseydik kendimize, belki de böyle bir durumda olmayacaktık.

Ancak içinde yaşadığımız toplumun sosyo-ekonomik durumu buna pek izin vermiyor, farkındayım.

Durum böyle olunca, balık olup da ağaca çıkamadığı için eleştirilen, hor görülen ve/veya mutsuz olan bir yığın çalışan kitlesi ile karşı karşıya kalıyoruz.

Gerçi balık olup da o ağacın tepesine çıkmayı başaranları da gördüm.

Ama ne hikmetse, çıktıkları o ağacın tepesinden güney sahillerindeki suyun sıcaklığını veya oradaki güneşin batışının güzelliklerini anlatıyorlar. JJJ

Hayallerini “satmak” için aldığın ilk maaş ne kadardı?

Biliyorum çoğumuz belirli bir yol geldi. Bazı şeyleri değiştirmek eskisi kadar kolay değil.

Evet!! Sorumluluklarımız var. Ama daha ne kadar şikayet etmeyi düşünüyorsun?

Hayatta yaşadığın her olayın, bir amaca hizmet ettiğine inanan biri olarak;

Belki, hayatın size ufaktan değişikler yapmanız gerektiğini anlatmaya çalıştığını söyleyebilirim.

“Yeteneklerinin farkına var!!!” demeye çalışıyor olabilir.

Geldiğin o yolda, kendine zaman ayırmadığın veya bir kere bile olsun kendine “Yeteneklerim Nedir?” diye sormadığın için şu anda bu cümle havada kalıyor olabilir.

Ama üzülme, yalnız değilsin. Aşağıdaki örneklerin tamamı hayatını değiştirmek isteyen, henüz yeteneklerini keşfedememiş insanların şu andaki yaşamları.

-Teknik konuda süper yeteneği olup da,”sırf şirket araç veriyor” diye satış işi yapan insan tanıyorum. Henüz farkında değil!

İnanın bana bir gün yeteneğinin farkına varırsa, “MacGyver”’ı yanında stajyer diye çalıştırır.

-Bir yudum kahveden aldığı zaman, kahvenin anavatanına kadar haritasını çıkartabilen insan ile tanıştım.

Yeteneğinin farkına varsa, o bildiğiniz meşhur kahve dükkanlarının önüne adamın heykelini dikecekler. Ama çalıştığı firma da ay sonu maaşı gün geçmeden yatıyor.

-Çikolatayı yapmayı bir kenara bırak, çikolatadan sanat eseri inşa edebilen insan ile tanıştım. Ama onunda her gün gittiği plazanın özel sağlık hizmetleri var.

-En hırçın köpekleri bile on saniye içinde yavru köpek şirinliğine çevirebilen insan tanıyorum.

Yeteneğinin farkına varsa “Köpeklere Fısıldayan Bayan” olacak. Ama o da her gün şikayet ederek gittiği işyerinde müdür olmak zorunda.

————————————————-

“Bilmiyorum “dedi. Sonra kapattı cep telefonun uygulamasını.

“Abi” dedi. “Senin çevren geniştir. Özgeçmişimi göndersem daha iyi bir iş bulsak bana. Daha iyi para verecek, özel sağlık sigortası olan, hele bir de şirket aracı olursa…”

 

Serkan TUNÇ

By | 2018-06-05T01:58:18+00:00 Temmuz 31st, 2012|Kategori: Genel|Yorum Yok

Yazar:

“Mikro İfade ve Beden Dili Analizi”,”Sözel İfadelerde Doğruluk ve Güvenilirlik Analizi”,”Sözel İfadelerde Aldatmayı Tespit “,”Yazılı İfadelerde Aldatmayı Tespit” ve “Yüz kasların Üç Boyutlu Modellemesi” yapmakta olduğu çalışmalar arasındadır. İnsan duyguları üzerine çalışmaya 2000 yılında NLP modelleme yönetimi ile başladı. 12 yıllık Profesyonel hayatı boyunca uluslararası firmalarda Satış ve İş geliştirme üzerine çalıştı. 2016 yılında Paul Ekman Group “International Certificate in Emotional Skills and Competencies” ve “International Certificate in Evaluating Truthfulness and Credibility” eğitimleri başarı ile tamamladı. 2017 yılında İspanya’da “Center for Body Language” tarafından “Body Language Master” olarak onaylandı. Center for Body Language ‘nin Türkiye Ayrıcalıklı İş Ortağı olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Leave A Comment